Nedir bu iş görüşmelerinden çektiğim; ya ben kılı kırk yarıyorum, ya işverenlerin seviyesi iyice düşmüş, ya da işsizlik o kadar üst boyutta ki işverenler görüşmeye çağırdıkları kişilerin birer insan olduğunu umursamıyorlar bile..
Kusura bakmasınlar ama bu sefer afişe edeceğim yaptıkları kabalığı. Afişe edeceğim ki dönüp kendilerine bir çeki düzen versinler! İşe almak için görüşecekleri insana asgari nezaketi göstermeleri gerektiğini öğrensinler. Afişe edeceğim ki en azından beni okuyanlar, iş ilanı verdikleri için burunları havada olan işverenleri iyice tanısın!
Nereden çıktı bu iş görüşmesi demeyin, meraklanmayın; yazmayı bırakıp tekstile dönmek gibi bir karar da almadım. Sadece üzerinde son bir yıldır çalıştığım, epeyce de deneyim kazandığım ve son zamanlarda kariyer sitelerinde sıkça karşılaştığım “içerik yöneticisi” pozisyonu için piyasa ne alemde öğrenmek istedim.
Hata bende, nasıl bir ânıma denk geldiyse, ilanı üstün körü okumuşum sonradan fark ediyorum. Normalde böyle bir ilana asla başvurmazdım.
Her neyse, ilanı Kariyernet'ten aynen kopyalıyorum.
İçerik Yöneticisi (Ref:TK-1121933)1Personel sayısı: 25
BAYAN PERSONELLER ARIYORUZ.Metin yazarlığı konusundan deneyimli,Yaratıcı içerik yazabilecek ve fikir geliştirebilecek,Tasarım değerlendirme ve yönlendirme yeteneğine sahip.
BAŞVURULARReklam metinlerinin oluşturulması,İçeriklerinin kontrolü ve düzenlenmesiİletişim Direktörlüğünce hazırlanan tüm yazılı metinlerin redakte edilmesi, dil bütünlüğünün sağlanmasıKurum içi gelen metin, slogan, ürün ismi gibi taleplerin karşılanmasıYaratıcı içerik fikirleri üretilmesiŞirket içi iletişim sağlayan portal içeriğinin düzenlenmesi, koordinasyonu ve takibiSosyal medya platformlarına yönelik içerik üretilmesine destek verilmesiBasın ve PRa yönelik içerik fikri üretme ve içeriğin oluşturulması
Firmanın ilana eklediği diğer bilgiler:
Pozisyon Tipi: Sürekli / Tam zamanlıEğitim Seviyesi: Üniversite (Mezun), Yüksek Lisans (Mezun), Doktora (Mezun)
Neden böyle bir ilana başvurduğuma pişman oldum?
En azından sosyal haklardan bahsetselerdi de bir fikir oluşabilseydi. İstediklerinizi madde madde yazıyorsunuz iyi güzel de vereceklerinizi neden belirtmiyorsunuz sayın işveren?
En azından haftanın kaç günü çalışılacağını, İstanbul gibi ulaşım sorunu olan bir şehirde servis olanağınız olup olmadığını, sigorta yapıp yapmadığınızı, yemek verip vermediğinizi, vereceğiniz ücretin ortalama miktarını belirtseydiniz de beni ve benim gibi birçok kişiyi yormasaydınız olmaz mıydı?
Yok olmazdı elbette, sanki bu bilgiler devlet sırrı! Hadi diyelim şirket sırrı diye düşündünüz, o halde öz geçmişini beğendiğiniz adaylara en azından maille bildirseniz ya, ya da telefonda ön görüşme yapsanız ya! Nedir bu kara düzen, ille de yüzyüze görüşme mantığı! Hayır neyle karşılaşacaklarını bilmeyen adayların hepsini ayağınıza çağırarak elinize ne geçiyor? Bu nasıl bir ego tatminidir?
Bir de şu, ilandaki “bayan personeller” kelimesi.. Şimdi kendi kendime daha çok kızıyorum işte, bu kelimeyi kullanan bir iş yerine hangi gaflet anında başvurmuşum! “Elemanlar aranıyor, erkek olanları tercih etmiyoruz” deyin. “Kadın eleman arayışındayız” deyin. Neden “bayan personeller” diyerek çoğul ve kişiliksiz bir kimlik yaratıyorsunuz? "Kadın" kimliğinden neden bu kadar korkuyorsunuz?
Başvurduktan sonra ne oldu?
Neyse işte ben başvurdum ve geçen hafta perşembe günü cep telefonuma bir mesaj geldi:
“Kariyernet'ten gelen başvurunuz için cuma günü 13:00 ile 18:00 arası görüşmeye bekliyoruz. Adres şudur, telefon budur...”Siz olsaydınız bu mesajı alınca ne düşünürdünüz?
Ben önce sevindim, demek ki eğitimini almadığım bu sektörde, yeterince etkileyici bir cv oluşturmuşum ki beni görüşmeye çağırdılar diye düşündüm. Bu düşüncem sadece birkaç dakika sürdü. Çünkü hayatım boyunca onlarca iş görüşmesine gittiğimi ve hiç birine telefon mesajı ile çağrılmadığımı ayrımsadım. Bu ne demekti, nezaket icabı telefonla ya da maille haber verilmesi gerekmiyor muydu? Kaldı ki bilinmeyen numaradan gelen mesaj silinip giderdi, yani demek ki ben mesajı görmesem umurlarında olmayacaktı; onlar zaten bayan eleman arıyorlardı, beni aramıyorlardı ki!
Gitmedim görüşmeye..
Pazar günü aynı mesaj tekrar geldi cep telefonuma, yine arayan soran yok.
Pazartesi günü öğlene doğru aradım verdikleri numarayı. Dedim görüşmeye çağırıyorsunuz, yeriniz de bana oldukça uzak. Telefonda bir ön görüşme yapamaz mıyız? Dedi olmaz. En azından servisiniz var mı onu söyleyin, yoksa boşu boşuna gelmiş olmayayım dedim. Şirketin sahibiymiş gibi kibirle cevap veren sekreter ( ki şirketin sahibi de iş başvurusu yapan kişiye böyle kibirle davranamaz!) telefonda bilgi veremeyeceklerini söyledi. Sadece servis var mı diye sordum oysa ki, şirket sırlarını anlatsın istemedim! Dedim ki size gayet insani bir soru soruyorum, dedi ki “siz bilirsiniz!”
Evet," işine gelirse" dedi yani kısacası sekreter bana.. Belki ben acayip sloganlar bulup acayip reklam metinlerine imza atacaktım, belki harika yazılar yazıp şirketlerini Google'a sevdirecektim. Bu kaba saba davranışları ile beni kaybetmiş oldular, sahi bu firmalar kendilerini ne zannediyorlar?
Mesela bu yazıyı eskaza bu şirketin yöneticisi okusa; ilanı verene, ters konuşan sekretere ne tepki verir?
Bu yaklaşımdaki bir firma, insan kaynağına önem vermeyerek ne kadar başarılı olabilir?
Firmanın kim olduğunu mu merak ediyorsunuz, ben yine de kibar davranıp adlarını yazmadım; ama merak ediyorsanız, yazıdaki ipucundan kim olduklarını kolayca bulabilirsiniz.
Siz siz olun, size saygı duymayan hiçbir işverenle çalışmayın diyorum ve bu günlük ayrılıyorum..


0 yorum:
Yorum Gönder