Yeni internet yasası çıkmadan içimi döküp rahatlamak istiyorum. Bu yeni yasayla artık kimseye bir şey diyemiyeceğiz malumunuz.
Yeni yasaya göre özel hayatın gizliliğini ihlal eden yayınlar ve de hakaret olarak adlandırılan her türlü içerikyüzünden sitelerimiz ve de bloglarımızın başı çok kolaylıkla belaya girebilecek.
![]() |
| görsel,ict4bop.wordpress.com dan alıntıdır |
Ulaştırma Bakanlığına bağlı TİB diye bir şey kuruyorlar, bu TİB var ya bu TİB mahkeme kararı bile beklemeden pat diye siteleri 4 saat içinde kapatabilecek. Sitemizde bir şey yok, ne hakareti diyorsak da mahkemeye giderek sorunu çözmeye çalışacağız, ölme eşeğim ölme durumu! Mahkemelere olan güvenin yerle yeksan olduğu bir ortamda haklı çıkmamız ise malumunuz hakimin hangi görüşten olduğuna bağlı olacak. Öyle ya, artık bağımsız mahkeme diye bir şey de kalmadı. (Eyvah ben şimdi mahkemelere hakaret etmiş sayılıyor muyum, bloğum kapatılır mı?)
Ürkünç ki ne ürkünç!
“Hakaret içeren” tanımlaması çok sübjektif bir şey çünkü.
Misal, “bizim laz burunlu bakkal Ali Dayımız pek sevimlidir ama katır gibi de inatçıdır.” desem, hakaret etmiş oluyor muyum? ”Laz burunlu” veya “katır gibi inatçı” tanımlamasını es-kaza bir siyasi kişilik hakkında kullanırsam suç işlemiş olur muyum? Yeni kurulan TİB'in espri anlayışına bağlı olacak sanırım bu sorumun yanıtı. Kıldan nem kapan şahsiyetler gelirse bu TİB'e -ki öyle olacak- bak sen o zaman kopacak fırtınaya... Nereden mi biliyorum; RTÜK yeterince iyi bir örnek değil mi, caanım Kemal Sunal filmlerini bip sesinden seyrettirmez haldeler!
Bu kadarla kalsa yine iyi!
Yeni yasaya göre hakimler 24 saat içinde sansür kararı verebilecekmiş, “zararlı” (!) içeriği yayından kaldırmayan site sahipleri bu durumda 500-1000 TL arasında “Günlük”para cezası ödeyecekmiş.
Bitti mi, hayır.
Hangi siteye girdik, akıllı telefonumuzda hangi uygulamaları kullandık bütün bilgiler 2 sene kayıt altında olacakmış.Yani yazdıklarımız bir yana, okuduklarımız da suç teşkil ediyor demek ki ben buradan bunu anlıyorum. Kurgu bu ya, “kımıl zararlıları” hakkında bir araştırma yapmışsam, "kımıl" sitelerine girip çıkmışsam ve de şans bu ya, iki yıl içinde “kımıl zararlıları” adlı suç örgütü kurulmuşsa vay halime öyle mi?
Yani şefkatli ve yüce devletim bana ve hepimize potansiyel suçlu muamelesi yapacak, daha ne anlayayım ki ben bundan?
Mesela köyümüzün 20 senelik muhtarı hakkında “bu bizim muhtar 20 senedir o koltukta yapıştı kaldı, bu seçimde görecek gününü” diyemeyeceğiz. Ya ne yapacağız?
Sansürden kaçış için edebiyata başvuracağız. Mesela tariz-iğneleme- ironi sanatı kullanacağız. Yani diyeceğiz ki örneğin,
“Bu bizim mahallenin muhtarına 20 senedir çile çektiriyoruz arkadaş, adamcağız da dinlensin azıcık, koltuğa yapışkan sürmedik ya!”
İkinci bir yolu daha var tabii ki sansürden siteleri korumanın. Herkes kuzu büryan, samsa tatlısı, hanım göbeği, baklava börek tarifi yazsa mesela, ne bileyim işte güzellikten, mutluluktan, ışıltıdan, pırıltıdan bahsetse yine sorun çıkmayacak.
Yok yahu çıkar bence, bu da garanti değil..
Ya TİB'in duyarlı memurları hanımların haysiyetiyle oynuyorsunuz ne o öyle hanım göbeği falan derse?
Bence yemek blogları yasa çıkmadan tarif adlarına göz atmaya şimdiden başlasınlar!
NOT: Enerjisiz kaldığım için bana pozitif enerjiler gönderen, dua eden sevgili takipçilerim, sizin için silkinip yazdım bu yazıyı, sağ olunuz var olunuz gerçekten de, iyi olmaya çabalıyorum gördüğünüz gibi ♥♥

0 yorum:
Yorum Gönder