Sevgililer Günü'nü yok saysak olmuyor, var saysak yine olmuyor. Biz istesek de istemesek de o gün maalesef geliyor bir şekilde, neredeyse sendrom kıvamında hem de.
Üstelik herkesin frekansı ayrı oluyor bu günü anlamlandırma konusunda.
Yalnızlar, sanki 13 şubattan daha çok yalnız kalmışlar gibi o gün bunalıma giriyorlar.
Sevgilisi olanların bir kısmı ne hediye alsam derdine düşüyor günler öncesinde. Bir çoğu da gaza gelip aldıkları tek taş yüzüğe 12 ay taksit öderken içlerinden saydırıyor sevgililer gününe. Böyle olunca günün pek de anlamı kalmıyor ama, âdet yerini buluyor, kavga çıkmıyor vesaire.
Normalde korkulup kaçılan ayılar, kalpli oyuncak halleriyle bu günün adeta simgesi oluyor, ayıcık üreticileri pek bir seviyor sevgililer gününü.
Sevgilisi olanların diğer kısmı da “bu ne ya, bir güle 50 lira verecek kadar salak mıyız?” deyip kendi aralarında hediyeleşmeme kararı alarak ucuz atlatıyorlar bu sendromu.
Bazıları ise “tüketim toplumunun oyununa gelmeyeceğiz, bize her gün sevgililer günü” diyor ve asla takmıyor bu günü ne pozitif ne de negatif anlamda.
Bazıları var ki -ben de o gruba dahilim- , aslolan doğum günleridir, yıl dönümleridir diye düşünüyor. Herkes kutluyor diye 14 şubatı daha romantik geçirmiyor bu güruh, sevgi ve özen her zaman var zaten diyor, en güzel sürprizi doğum günlerinde yaşıyor.
Evliler var bir de sevgililer gününde boğaza yemeğe giden, ama yemekte günlük dertlerden söz eden, ne demekse bu da! Kırmızı şarap kadehini kaldırıyorsun ve “ya şu bizim çocuğun okulunu ne yapacağız” diye söyleniyorsun. Ne bilelim belki bu da değişik bir romantizmdir.
Son yıllarda sevgilisi olmayanlara da el attı piyasa sağolsun. Yalnızlar partisi biletleri, sevgilisiz olanlar için yapılacaklar listeleri havalarda uçuşuyor.
Hiç kimseye söylenecek söz yok aslında. Birileri milyonlarca kişiyle birlikte aşkını yaşamak istiyorsa, sahte de olsa sevgi sözcüklerini ille de o gün duymak istiyorsa, zoraki hediyeleşmeler insanların hoşuna gidiyorsa veya tüm bunların tersine içtenlikle ve sevgiyle birileri bu günü kutluyorsa ne diyebiliriz ki?
Ne diyebiliriz bu gün bunalıma girenler varsa, yalnızlıklarına ve kaderlerine ağlayanlar varsa, onlara da bir şey diyemeyiz elbette.
Aslında söylenecek tek söz var, sevmek ve sevilmek güzel şey..
Kimse sevgisiz, sevgilisiz kalmasın diyorum.
Peki ya siz, bu söylediklerimin hangisinde yer alıyorsunuz?

0 yorum:
Yorum Gönder