İnsanlar karanlık, puslu, yağmurlu havaları sevmezler genelde. Güneş ışınlarının mutluluk hormonlarını arttırıcı etkisi olduğu da bilim insanları tarafından kanıtlanmış üstelik.
Ben onlardan değilim!
İnsanın içini ürperten, hani soğuktan kanınızı dondurmayan, ama iliklerinizi de ısıtmayan sonbahar havalarını çok severim. Ruhumu garip bir huzur kaplar böylesi zamanlarda..
Bir de yağmur çiseliyorsa, bir de güzel bir müzik dinliyorsam, bir de elimde sevdiğim bir kitap varsa, bir de çayımın dumanı tütüyorsa..
Ben aslında sanırım mutlu olmayı bilen bir insanım..
Şimdi örneğin, sabah saat 08:54.. Mercan Dede'nin Su adındaki müthiş albümünü biraz da yüksek sesle dinlerken kelimeler parmak uçlarımdan kendiliğinden dökülüyor. Hani insan yazdığı bir cümleyi tekrar tekrar okur, gözden geçirir, değiştirir ya, şu anda öyle değil! Dışarıda puslu bir hava, camlar kapalı; müziğin o inanılmaz etkisiyle adeta kendimden geçmiş gibiyim. Ezginin iniş çıkışları beni alıp götürürken ne yazdığımı bile bilmiyorum. Belki de içim dökülüyor, bir çeşit trans hali, bir çeşit meditasyon, bir çeşit ruhun yükselişi..
Ne kadar şanslıyım diyorum kendi kendime, ne kadar çok şükredecek şey var hayatımda! İyi müziklere ulaşabilir olmak, sözcüklere hükmedebilmek, evimin huzurlu ılık ortamı, mutfaktan gelen tarçınlı, karanfilli yeşil çayın mükemmel kokusu..
İyi ki o işi bırakmışım,
İyi ki evdeyim,
İyi ki yazabiliyorum,
İyi ki bu blog var,
İyi ki Mercan Dede var,
İyi ki sonbahar geldi,
İyi ki
İyi
...
Şu an öyle iyiyim ki!
Sizi aynı duygulara taşıyacağını tahmin ettiğim, Mercan Dede'nin mükemmel
Âb-ı Rû eseriyle başbaşa bırakıyorum.. Sesini açın, gözlerinizi kapatın ve müzik sizi alıp götürsün!
Âb-ı Rû eseriyle başbaşa bırakıyorum.. Sesini açın, gözlerinizi kapatın ve müzik sizi alıp götürsün!

0 yorum:
Yorum Gönder