Uzunca bir süredir home-office, yani evden çalışan biri olarak bu çalışma yöntemini anlatabilecek yeterince deneyime sahip oldum. Gelin, evden çalışırken neler oluyor bir göz atalım..
Evden çalışmanın en güzel yanı, patronların olmayışıdır!
Aslında bizler tembel insanlar değiliz, çalışmayı sevmeyenimiz az. En azından ben, kendi adıma bu kategoride olduğumu söyleyebilirim. Bizleri çalışmaktan soğutan en önemli unsur, bence kendini bilmez patronlar, patronlardan daha da bıktırıcı olan kişiliksiz yöneticiler ve elbette ki çekilmez iş arkadaşları...Beni onlar bezdirdi bu güne kadar.. Bakınız bu yazı ..
Evden çalıştığınızda, yüzlerini her gün görmek, kaprislerine katlanmak zorunda kaldığınız bu tiplerin hiç biri olmuyor.. Bir tek bu avantajı için bile evden çalışma yöntemi tercih edilebilir bence..
İstediğiniz yerde çalışabilirsiniz!
Home-office yapılan işler, genelde benim yaptığım gibi makale yazmak, içerik yöneticiliği yapmak, çeviri yapmak, e-ticaretle, affiliate marketing ile ilgilenmek şeklinde bilgisayarla ve internetle yapılabilen işler olduğu için, özellikle yaz günlerinde açık havalarda, parklarda, bahçelerde de çalışmanız mümkün olabiliyor. Yaşasın bedava wi-fi bağlantıları! Çoğunuz havasız, camsız ofislere tıkılmak zorundayken, freelance çalışanlar, bol oksijen alabiliyorlar. Ama biraz sonra anlatacağım gibi bu pek de kolay olmayabiliyor bazen..
Bakınız, adamımız jakuziden ofis yapmış kendisine! Bir ofiste olması gereken her şey ve hatta daha fazlası mevcut yanında.. Bu da bir çalışma tarzı gördüğünüz gibi.. Home-office çalışmak için ille de kendi işiniz olması gerekmiyor ayrıca.. Call-center temsilcileri, grafikerler, bilgisayar mühendisleri, mimarlar, tercümanlar, organizatörler, pazarlamacılar da bir şirkete bağlı ama özgürce çalışabiliyorlar artık.. Bu çalışma tarzı her geçen gün yaygınlaşıyor.. Ofis giderleri azaldığı için patronlar memnun, çalışanlar da patronları görmediği için memnun.. Aslında herkes memnun..
Şimdiye kadar güzel taraflarından bahsettik, ama maalesef her şey öyle güllük gülistanlık da olmuyor evden çalışınca.. Zamanınızı iyi değerlendiremezseniz, bu zavallı gibi günde 15-16 saat çalışırken, hatta işinizin başında uyuklarken kendinizi bulmanız işten bile değildir. Çalıştığınız müşterilerinize, ya da şirketlere sizin de normal insanlar gibi mesai saatleriniz olduğunu iyi anlatmanız lazım. Kendi prensiplerinizi baştan belirleyip, bu prensiplere öncelikle kendiniz uyacaksınız ki, onlar da sizi anlayışla karşılayabilsinler. Bu işlere ilk başladığımda gece dörtlere kadar çalışıyordum, müşterim de gecenin 23:00'ünde mail atıyor, işi bir iki saat içinde yetiştirmemi rica ediyordu.Tabii ki kendisini kırmıyordum, zaten tek müşterim vardı! Bu böyle bir kaç ay devam etti, işlerde deneyim de kazanmaya başlayınca kuralları koyan ben olmaya başladım. Acil işleri geri çevirdim, kapasitemi zorlamaktan vaz geçtim.. Özgür olmak için home-office çalışmayı tercih edip, çok daha uzun süreler çalışmanın içinde kendinizi bulmak istemiyorsanız, bu konuya özen göstermeniz şart! Ben bu konuda kendimi iyi disipline ettim diyebilirim. Sabah erkenden kalkıyorum, kahvaltımı yapıp işlere başlıyorum. Gerçi öğle yemeği molası verdiğim pek söylenemez ama, gün içinde en geç 18:00'de işi bırakıp paydos ediyorum..
Fabrikalarda çalıştığım dönemlerde bilgi-işlem departmanında çalışan, genelde ukala, kendini bilgisayar dahisi olarak gören, yaşları ne olursa olsun ergen kişilikli olduklarını düşündüğüm tiplerden nefret ederdim.. Bin bir yalvarmayla sorunları çözerlerdi. İtiraf edeyim, home-office çalışmaya başlayınca zaman zaman “keşke olsalardı” dediğim oldu..
Home-office çalışırken bir sorunla karşılaşınca yardım alabileceğiniz kimse olmuyor maalesef. Ama zaman içinde bu sorunları da aşmayı öğreniyorsunuz. Sanal dünyada, yüzünü hiç görmediğiniz yardımsever insanlarla tanışıyorsunuz, karşılıksız yardımlaşmanın güzelliğini yaşıyorsunuz.. Bir çok teknik konuda ister istemez bilgi sahibi olmaya başlıyorsunuz.. Aslında sabırlı iseniz, bu sorun size zaman içinde avantaj olarak geri dönebiliyor.
Home-office çalışırken kendinize özen göstermez, dağılırsınız!
İşte benim yaşadığım en büyük sorun bu! Sabah pijamalarla oturuyorum bilgisayarın karşısına, akşam üzeri markete gideceksem değiştiriyorum ancak üzerimi.. Gerçi avantajı yok mu? Var elbette.. "Bugün ne giysem acaba?" derdiniz yok.. Makyaj yapmak ya da traş olmak zorunda değilsiniz. Acayip de ekonomik oluyorsunuz elbette.. Bir kadınsanız, örneğin eskiden on günde bir manikür yaptırırken, ayda bire indiriyorsunuz bu döngüyü. Sokağa pek çıkmadığınız için yeni bir mont, yeni bir bot almak zorunda kalmıyorsunuz mesela.. Ama işte aynaya bakınca bütün bu büyü bozuluyor! Kendinizi öyle bakımsız, dağınık, özensiz görünce "yahu ofiste mi çalışsaydım!" çelişkisine düşüyorsunuz ister istemez.. Yani evden çalışmak için öz disiplin şart!
Home-office çalışırken anti-sosyal olma tehlikesine dikkat!
Öncelikle çevrenize işsiz olmadığınızı, evde çalıştığınızı anlatmanız epey bir zaman alır. İlk başlarda tam da işinize yoğunlaştığınız zamanlarda sizi ararlar:
"Hadi gel dışarı çıkalım, hava güzel.. Nasılsa çalışmıyorsun" derler mesela.. İşinizin olduğunu, çalışmanız gerektiğini anlamaları epey bir zaman alırken, siz de bu duruma ister istemez sinir olursunuz.. Siz bu tür teklifleri reddettikçe zaman içinde arkadaşlarınız da bu durumu kanıksarlar ve sizi aramamaya başlarlar.. İlk aylarda özellikle eski iş arkadaşlarınızı görmek istemediğiniz için bu sakinlik size de iyi gelir. Bir kaç ay daha geçince, bu sefer siz aramaya başlarsınız, onlar "Şimdi telefonu kapatmam lazım, müşteri geldi, çok işim var" falan demeye başlarlar. Derken derken bir de bakmışsınız ki kimseyle görüşmez olmuşsunuz! Hayatınızda artık "cuma gecesi iş çıkışında bir yerlere gidelim" gibi spontan teklifler yer almamaya başlar.. Arkadaşlarınız, "Nasılsa üşenir ve gelmez" diye sizi aramazlar, arasalar da cidden üşenirsiniz. Zaman içinde bakkal, manav haricinde hiç bir yere gitmez olursunuz.. İşte bu nokta, tehlike çanlarının çalmaya başlayacağının göstergesidir.. Kalabalıklar her zaman iyi değildir ama insanlara da ihtiyacımız var nihayetinde.. Dedim ya, denge ve öz disiplin olmadan evde çalışmak zordur!
Home-office çalışırken anti-sosyal olma tehlikesine dikkat!
Öncelikle çevrenize işsiz olmadığınızı, evde çalıştığınızı anlatmanız epey bir zaman alır. İlk başlarda tam da işinize yoğunlaştığınız zamanlarda sizi ararlar:
"Hadi gel dışarı çıkalım, hava güzel.. Nasılsa çalışmıyorsun" derler mesela.. İşinizin olduğunu, çalışmanız gerektiğini anlamaları epey bir zaman alırken, siz de bu duruma ister istemez sinir olursunuz.. Siz bu tür teklifleri reddettikçe zaman içinde arkadaşlarınız da bu durumu kanıksarlar ve sizi aramamaya başlarlar.. İlk aylarda özellikle eski iş arkadaşlarınızı görmek istemediğiniz için bu sakinlik size de iyi gelir. Bir kaç ay daha geçince, bu sefer siz aramaya başlarsınız, onlar "Şimdi telefonu kapatmam lazım, müşteri geldi, çok işim var" falan demeye başlarlar. Derken derken bir de bakmışsınız ki kimseyle görüşmez olmuşsunuz! Hayatınızda artık "cuma gecesi iş çıkışında bir yerlere gidelim" gibi spontan teklifler yer almamaya başlar.. Arkadaşlarınız, "Nasılsa üşenir ve gelmez" diye sizi aramazlar, arasalar da cidden üşenirsiniz. Zaman içinde bakkal, manav haricinde hiç bir yere gitmez olursunuz.. İşte bu nokta, tehlike çanlarının çalmaya başlayacağının göstergesidir.. Kalabalıklar her zaman iyi değildir ama insanlara da ihtiyacımız var nihayetinde.. Dedim ya, denge ve öz disiplin olmadan evde çalışmak zordur!
Evden para kazanmak kolay değil!
Bu kadar zor yanları olduğunun farkına varmayanlar veya başka çaresi olmayanlar, zannediyorlar ki evde para kazanmak kolay iş! Kimse pembe hayaller kurmasın bence, hiç de öyle kolay değil bu işler. Evde bir şirketin elemanı olarak çalışıyorsanız, evet düzenli bir işiniz ve geliriniz olabilir. Ama evden kendi işinizi yapacaksanız, cidden çok fazla emek sarf etmeniz gerekiyor.
Öncelikle evden yürütebileceğiniz bir mesleğiniz veya yeteneğinizin olması lazım. Yıllarca mühendislik yapmış ve bunun haricinde ne yapacağını bilmeyen biri olarak, aylarca internetten evde nasıl para kazanılacağını araştırdım ve sonunda "yazmak" gibi bir yeteneğim olduğunu fark ederek bu işlere soyundum.
Aslında burada söylemek istediğim şey, "herkes nasıl yapıyorsa ben de yaparım" diyenlerin çoğunun kendilerini ve yeteneklerini iyi tanımamaları..
Daha önce de söylediğim gibi bir çok mailler alıyorum,"Sizin gibi ben de yazarak kazanmak istiyorum" diyenlerden.. Ama bazılarının yazdıkları iki satır e-posta bile, yazma konusunda ne kadar yeteneksiz olduklarını, basit dil bilgisi kurallarını bile bilmediklerini gösterebiliyor. Üzülüyorum da aslında, ama yapacak bir şey yok elbette.. Herkes bir şekilde para kazanmak istiyor çünkü.. Ama dediğim gibi bir işe başlamadan önce o işte ne kadar yetkin olduğunuzu rasyonel bir bakış açısıyla test etmeniz lazım. Balıklama atlarsanız bir işe, hem hayallerinize, hem çabalarınıza, hem de zamanınıza cidden yazık olur!
Her neyse konuyu dağıtmadan söylemeliyim ki, home-office çalışırken, işi kaytarma özgürlüğünüz olmadığını bilmeniz gerekir. Yani "çok kar yağdı, yollar kapandı" gerekçesiyle ofise gitmediğinizde maaşınız çalışır ama, evden yaptığınız işleri zamanında teslim edemezseniz para kazanamazsınız!
Evde çalışırken, hastalanıp rapor alma lüksünüz de olmaz.. Eğer sosyal güvenceniz yoksa, kenarda köşede paranız da yoksa; sağlık sorunlarıyla karşılaştığınızda evden çalıştığınız için pişman olabilirsiniz.
"Yazmak, çizmek, tasarlamak, tercüme etmek" gibi bir yeteneğinizle para kazanmayı hedefliyorsanız, kendinizi müşterilerinize kanıtlayana kadar geçen sürede işiniz sürekli olmayabilir, kazandığınız paralar da emeklerinizin karşılığı olmayabilir. Zaten öncelikle müşteri bulmak için iş ilanlarını kovalamak zorundasınız. Kendinizi tanıtmanız lazım, bir yerlere başvurmanız lazım.. Pes etmemeniz lazım..
Yani her işe başlarken nasıl ki çaba ve sabır gerekiyorsa, bu işlerde de aynı durum söz konusu.. Başlarda karşı tarafın isteklerine boyun eğmek zorunda kalacağınızı, kendinizi kanıtlayana kadar çok fazla özveride bulunacağınızı kabullenmeniz şart! Aylarca dürüst, güvenilir bir müşteri bulamayacağınızı da bilerek başlamalısınız bu işlere..
Sonuç olarak demeliyim ki, sabırlı ve çalışkansanız, yeteneğinize ve öz disiplininize güveniyorsanız, başarmamanız için hiç bir sebep yok aslında..
Bu uzunca yazıdan sonra merak ediyorum, home-office çalışmaya başlayacak mısınız?
Herkesin mutlu olacağı işlerde çalışması dileğiyle, sevgiyle kalın..








0 yorum:
Yorum Gönder