Son Dakika
bltema.blogspot.com sitesinde sizi muhteşem temalar bekliyor..Hemen ziyaret etmeye ne dersiniz ??
15 Ağustos 2013 Perşembe

İnsan kendini ne kadar düşünmeli?

02:11
Sözcükler ve kullanılış biçimleri çok önemli. Gelin birlikte biraz beyin alıştırması yapalım.
                                             Şimdi size 
kendini-dusunen-kisi
"İnsan sadece kendini düşünmelidir!"
 desem, beyninizin içindeki konuşma baloncuklarından "ne bencil kişi!" eleştirileri geçmeye başlar.. Haksız da sayılmazsınız. Sadece kendini düşünen insan, adı üzerinde sadece kendini düşünür... Çok da enteresan trajikomik bencil tiplemelerle karşılaştığınızda gülmekle kızgınlık arası bir hissiyata kapılırsınız. Örneğin geçenlerde bir arkadaşım anlatıyordu. En bunalımlı zamanında en samimi arkadaşı saydığı kişiyle buluşmuşlar. Maksat biraz dertleşmek. Arkadaşım başlamış anlatmaya sorunlarını, biraz da ağlamaklı.. Çok sevdiği ve güvendiği, dostu bildiği arkadaşına söz sırası gelince cevabı aynen şöyle olmuş: 
"Biz de annemle Kadıköy'den çanta aldık!" Arkadaşım afallamış, neye uğradığını şaşırmış.. Onlarca kez derdini dinlediği, bir çok özel durumu paylaştığı dostu o anda avuçlarının arasından kayıp gitmiş.. Sonra aylarca görüşmemişler..

     Bir de  tam tersi durumlar var. Bir arkadaşım vardı. Abartmıyorum, aylar boyunca derdini dinledim, her hafta sonu geldi küçücük evimde konakladı. Çalışıyordum ve hafta sonlarında O'nunla ilgilenmekten kendime ayıracak zamanım kalmıyordu. Yine de bir gün bile O'nu yalnız bırakmadım. Hep anlattı, ben hep dinledim. Aylar sonra birden ayıldım ve 
"Dostluk böyle tek taraflı olamaz, bir gün bile bana "nasılsın?" demedin! Hep üzüntülerini benimle paylaştın, mutlu anlarını başkalarıyla.. Kara gün dostu olmaktan gerçekten çok sıkıldım, artık senin kemikleşmiş sorunlarınla ilgili yapacağım bir şey kalmadı. Lütfen sorunlarını tek başına çözmeye çalış ve bir kere de seninle mutlu bir anı paylaşalım" dedim.. Demek ben O'nun için dert dinleme kutusuymuşum ki, yıllarca görünmedi ortalarda. Şimdi tam karşımdaki apartmanda oturuyor, hemen hemen her gün görüyorum ve bana selam bile vermiyor.. Aslında iyi ki de vermiyor..
     Sadece insan ilişkilerinde değil, duyarlılıklarda da kendini belli eder bu tipler. Örneğin toplumsal dayanışmayı gerektiren bir durum vardır ülke çapında; "bizim şehre bir şey olmaz!" diyerek kendini geri çeker kendini düşünen kişi. Politikacıların çoğu da bu karakterdedir maalesef. Koltuğu sağlam kalsın da isterse ülke elden gitsin, umrunda olmaz çoğunun. Örnekler çok, sıkmayayım canınızı  daha fazla..  
               

"İnsan kendini de düşünmeli!" desem, bu sefer de yaşamının merkezine sadece başkalarını koyan, arada sırada insan olduğunu, belirli ihtiyaçları olduğunu ayrımsayan, "fedakar" denilen, temelde ise kendini feda eden insanlardan olmak gelir akla.. Anadolu kadını, hele de anneyse tam da böyle bir tiptir. Yıllarca didinir, çalışır, çocuklarını düşünür. Yemez yedirir, giymez giydirir, istediği bir şey olursa da söyleyemez.. Bir gün sessiz sedasız yaşama veda eder. Geride çoğunlukla kadir kıymet bilmez çocuklar, kendisi öldükten hemen sonra evlenecek olan bencil bir eş kalır.. Ne yaşamıştır ki dolu dolu? Anıları filme çekilecek olsa, kaç tane "Sadece kendisi için yaşadığı ve mutlu olduğu sahne olur?" Yok bu önermeyi de reddediyorum..

"İnsan kendisi için bir şeyler yapmalıdır!"
 İşte benim asıl söylemek istediğim bu.. Kendimiz için bir şeyler yaparsak, mutlu oluruz. Mutlu olursak, çevremizi mutlu etmemiz çok daha kolaylaşır. Bir çeşit kaldıraç etkisidir aslında yaşanan. İnsanın kendisi için bir şeyler yapması asla bencillik değildir. Belki de yeni bir perspektif gerektirir.      Örneğin "Hayır" sözcüğünü doğru zamanlarda kullanmayı başarabilirsek, aslında kendimiz için bir şeyler yapmaya başlıyoruz da demektir. Yani birileri sizi zorla bir yerlere götürmek istiyorsa ve canınız istemiyorsa "hayır" demeyi başarabilmelisiniz. Yalnız kalıp kitap okumak istiyorsanız, evinize ziyarete gelmek isteyen arkadaşlarınıza kırmadan "bu sefer olmaz, başka zaman" diyebilmelisiniz. İşte bu kadar basit aslında.. 
     Hep başkalarıyla ilgili durumlarda da değil elbet, mesela kendini iyi hissettirecek bir kitaba ayrılacak vakit, iyi hissettirecek dostlara ayrılacak vakit, hatta kilo sorununu dert etmeden çok sevilen çikolatadan alınacak keyifli bir lokma, sadece kendinizi iyi hissetmek için giyinip süslenmek, bir hobi edinmek, yeni şeyler öğrenmek.. Basit şeyler bunlar, ama farkında olmadan, hep başkalarını düşünmekten genelde erteliyoruz bunları, ya da ihmal ediyoruz..

Nerelerden geldim bu konuya diyeceksiniz. Geçen gün severek ve ilgiyle takip ettiğim Sayın @Güzin Eyüboğlu'nun bloğunda bir yazıya denk geldim, çok da hoşuma gitti anlattıkları ve ben de aynı konuda yazmaya karar verdim... Merak ettiyseniz, buyurun buradan okuyun derim.. 



Kendimize daha çok değer verdiğimiz zamanlar çoğalsın diyerek ayrılıyorum bu günlük..
Sevgiyle kalın..

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Footer'ı Göster