"Çay ağacı da neymiş?" demeden önce bir soluklanın isterseniz. Düşünün, sentetik yaşamların içinde değil miyiz? Kullandığımız ürünler kanserojen, yediğimiz içtiğimiz şeyler, hatta insan ilişkileri bile artık tabiri caizse hormonlu! Naylon giyinip, naylon solur hale geldik.. Arkadaşlık ilişkilerimiz bile naylondan bir torba gibi, her an deliniyor bir yerleri. İşte tüm bu çıkmazın ortasında bizler de kendimizi doğaya, doğala atmanın derdine düştük. Biraz geç kaldık belki ama, debeleniyoruz kendi çapımızda.. Yıllarca doğru bildiklerimiz yanlış çıkıyor, yanlışlar doğrulanıyor. Kimileri diyor "yumurtada kolestrol var, yemeyin!". Birileri çıkıyor "yumurta aklandı, günde 2-3 tane yiyin!" Bu kadar bilgi kirliliğinin arasında bizler de bir şekilde yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Ben de doğaseverlerdenim. Aslında kime sorsanız doğayı sevdiğini söyler! Başım ağrıdan çatlasa da ilaç almamaya özen gösteririm. "Uyursam geçer" diye düşünürüm mesela, uyurum ve geçer gerçekten ağrı. Nezle olursam, ıhlamuru tarçın kabuğu ile kaynatıp limonlu limonlu içerek iyileşmeye çalışırım. Kola gibi sentetik şeyleri içmem. Şimdilerde "milli içki" tartışmasına konu olan ayran, yıllardır benim dostumdur.. Bir zamanlar zordan kaçıp hazır çorbalar yapardım. Şimdilerde bildiğim en fazla üç çeşit çorbayı tekrar tekrar pişirir oldum evde.. "Çeşit az ama olsun, en azından ben yaptım; içinde ne var biliyorum." diyebiliyorum.. İşte tüm bu anlattıklarım harmanlandı; şifalı bitkilerle yakından ilgilenir oldum. Geçenlerde size at kestanesinden bahsetmiştim. Varislere, ağrılara iyi geldiğini söylemiştim. Doğal mucizelere güveniyorsanız, at kestanesi hakkındaki yazımı burayı tıklayarak okuyabilirsiniz. Bugünse size yine az bilinen mucize bitki çay ağacından bahsetmek istiyorum.
Bu bitki Avustralya'da yetişiyormuş, yani aklınıza hemen bizim Rize çayları gelmesin. Sarı ya da mor çiçekleri varmış ve dikenli yapraklı küçük bir ağaç türüymüş. Bu ağaçtan elde edilen antiseptik özellikteki çay ağacı yağı, son zamanlarda çeşitli rahatsızlıklarına şifa bulmak isteyenlerin pek yakından takip ettiği aromaterapide çok sık kullanılıyormuş. Bakteriler, mantarlar ve bazı virüslere karşı inanılmaz faydalıymış. Örneğin iltihap ve aknelere birebirmiş. Böcek sokmalarında ve yanıklarda da etkili oluyormuş, kaşıntıyı gideriyormuş. Bir ton yapraktan sadece 10 litre çay ağacı yağı üretilebiliyormuş, bu nedenle de çok değerliymiş. Cildin tüm bölgelerinde çıkan uçuklara, et benlerine de faydası varmış. Yaraların çabuk kapanmasında, nasırların iyileşmesinde, en önemlisi de bir çok insanda görülen mantar hastalıklarında mükemmel bir çözüm oluyormuş bu çay ağacı ürünleri.
Peki bu çay ağacı nasıl kullanılır?
Çay ağacı yağı var, çay ağacı merhemi var, çay ağacı kremi var. Hatta çay ağacı özlü köpek şampuanı bile üretilmiş.. Bu mucizeden hayvan dostlarımız da yararlansın diye düşünenler bile olmuş anlayacağınız. Haricen kullanılıyor tahmin edeceğiniz gibi. Sorunlu bölgenize krem sürer gibi düzenli olarak uyguluyorsunuz, hepsi bu! Yani sevgili okurlar, çay ağacının mucizelerinden yararlanmak o kadar da zor değilmiş! Öğrendiklerimi sizlerle de paylaştım, umarım faydalı olur diyorum.
Yeni ve doğal bir şeyler öğrendiğimde yine sizlerle paylaşmaya devam edeceğim zaman zaman..
Herkese doğadan uzaklaşmayacağı bir yaşam alanı diliyorum..
Sevgiyle kalın..

0 yorum:
Yorum Gönder